DEVLETİN IŞIĞINDA MİLLETİNİ YAŞAYAN BİR AYDIN: KEMAL TAHİR
- Halil Yiğit Gök
- 29 Mar
- 6 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 30 Mar
Kemal Tahir, Türk düşünce dünyasının önemli isimlerinden biri olarak tarih sahnesindeki yerini aldı. Tahir'in düşünceleri Türk siyasal hayatında yer eden onlarca ismi etkiledi. Romanlarında bir toplumun çöküş, yükseliş ve varoluş öykülerini inceledi.
EDEBİYATA BAKIŞI VE YORUMLAYIŞ BİÇİMİ
Kemal Tahir sıradan bir yazar değildi. Başarılı bir edebiyatçı olmasında yatan temel etken içinden çıktığı Türk milleti ile kurduğu bağdı. Tarihsel olarak yaşama gözlerini açtığı sürecin büyük bir kırılmaya sahne oluşu onu toplumsal meseleleri incelemeye itti.
Çocukluk yıllarından itibaren öykülerle derinlikli bir bağ kurdu. Halk hikayelerine karşı merakı içinde bitmek bilmeyen bir söz aşkına sebebiyet verdi. Galatasaray Lisesinde öğrenciyken Türk solu ile kurduğu yakın ilişki edebiyatını şekillendirmesine yol açtı.
Kemal Tahir'in ustalığını sergileyeceği romanlar 18.yüzyılın başlarında batı dünyası içinde yer alan burjuva sınıfının keyifli vakit geçirmesi, duygusal tatminini sağlamak için yazılan bir edebi türdü. Romanın politik bir amacı ve gayesi yoktu. 19.yüzyıldan itibaren Rus edebiyatçılarının politik meseleleri incelemek için romanı araç olarak kullanması edebiyat tarihi açısından devrim niteliği taşıdı.
Kemal Tahir, sosyalist bir dünya görüşünü benimseyerek Rus romancılarının metotlarını öğrendi. Kafasında ilk kez filizlenen doğu - batı mücadelesini romancılığıyla kavradı.
Yıllar sonra konuyla ilgili olarak burjuva tipi bir romancılığı asla benimsemediğini, roman yazarak toplumun içinde bulunduğu trajedileri anlatmayı temel amaç edindiği açıkladı. "Ben eğlenmek için roman yazmadım" derken politik amacını net bir şekilde belli etti.
ÖNE ÇIKAN İKİ OLGU: DEVLET VE TOPLUM
Kemal Tahir, toplumsal dramları analiz eden bir yazar olarak ön plana çıktı.
Çocukluğundan itibaren gördüğü büyük çözülmeler, marksizmle kurduğu kalıtsal bağ onu toplumu yorumlamaya itti. Tahir, imparatorluğunun çöküşünün, cumhuriyetin kuruluş yıllarının, ikinci dünya savaşı döneminin canlı bir tanığıydı.
Batıya karşı sergilediği protesto yaşantısının doğal akışında karakterinde yer etti. Kemal Tahir, batılarının yaptığı gibi toplum ve bireyi, devlet ile toplumu birbirinden ayıran kalın felsefi çizgileri reddetti.
Onun için doğu toplumları devleti yitirdiğinde çaresiz kalırdı. Kemal Tahir bu yüzden batının dayattığı devlet toplum ikiliğini her fırsatta eleştirdi. Devlet ve toplumu bir bütün olarak ele aldı. Doğu toplumlarının yaşadığı serüvenlerde, zor günlerinde tek direnç noktasının devlet olduğu fikrini hararetle savundu.
Türk toplumuna çözüm yolu olarak devletini gösterdi. Devlete duyulan derin aidiyetin, Türk milleti tarafından var olmanın devletle özdeşleşmesinin her zaman manasını aradı. Bu manayı kavradıkça romanlarına aktardı. Ancak romanlarına aktarışında Türk düşünce dünyasında yer alan diğer aydınlardan farklı bir yol izledi.
Kemal Tahir, dönemindeki aydınların bakışını toptan reddederek Türk milletine duyduğu hayranlığı yazdı.
İlgili yazıları büyük bir merak uyandırdı. Doğu - batı tartışmalarında, medeniyet konuşmalarında bu denli toplumdan yana tutum alan ikinci bir edebiyatçı yoktu.
Kemal tahir bu tutumunun altını Türk milletinin geleneksel kodları ile doldurdu. Türk milletinin imkanlarına, tarihi koşullarına, tecrübelerine, az ile yetinebilmesine, çıkar odaklı olmayan yaklaşımına, dayanışma bağlarına duyduğu hayranlığı anlattı.
Türk milletinin geleneksel kodlarıyla kazandığı davranış biçimlerini, devletin kurumsallaştırdığına inandı. Bu yüzden çözümü her zaman Türk milleti olarak nitelendirdi. Milletten başka bir çözüm olmadığını söyleyerek dönemin diğer sol aydınlarıyla arasına mesafe çekti.
KEMAL TAHİR'İN DEVLET TANIMI
Kemal Tahir, devlet kavramını batıdaki düşünce dünyasının parantezinde incelemedi. Aksine batı karşıtı bir protesto sergileyerek kendine has bir duruşla doğu merkezli inceledi. Tahir'in devlet kavramını ele alışı, Türk milletinin bakış açısı doğrultusundaydı.
Tahir'e göre devlet olmazsa olmazdı. Türk milletinin en önemli deneyimleri devlet tecrübesi içinde ortaya çıktı. Doğu toplumlarının ortak özelliği olan devlet coşkusu, Türklerde bir iman haline gelmişti. Bu durum her doğu toplumunda olduğu gibi devletsizliğin çaresizlik olduğu bilincini geliştirdi. Kemal Tahir, toplumsal değişimleri incelerken devleti esas aldı.
Türk milleti, tarihin hiçbir döneminde devlet ve millet ikiliğine batı toplumlarının aksine girmedi. Türk milleti, devletini kendisiyle özdeş kıldı. Liberal düşüncenin, birey odaklı yaklaşımı Türk milleti açısından geçersizdi.
Dolayısıyla devlet terminolojisi ve teorisi farklı gelişti. Türkler, devlet merkezli düşünce yapısında varlığını atfedecek bir kurum buldu. Devletin yokluğunda var olacağına hiçbir zaman inanmadı.
Kemal Tahir, devlet kavramını ele alırken Türk milletini daima devletiyle beraber andı. Osmanlı kültür mirasının aktarımının Türk devlet geleneği içerisinde şekillendiğinin bilincindeydi.
Bu düşünceleri "Devlet Ana" isimli romanı yazmasına sebebiyet verdi.
DEVLET YABANCILAŞIRSA TOPLUM DİRENİR
Kemal Tahir düşüncesinin merkezinde yer alan kavramlardan biri de yabancılaşmadır. Türkiye'nin tanzimatla başlayan inkılap serüveniyle yabancılaştığına inanan Tahir, Türk milletinin direncini esas alan romanlara imza attı.
"Bozkırdaki Çekirdek, Rahmet Yolları Kesti, Esir Şehrin İnsanları" gibi romanlarında Türk milletinin kitlesel direncini konu aldı. Devletin yaşadığı değişime karşı Türk milletinin devleti kendi çizgisine çekme mücadelesini büyük bir coşkuyla anlatırken, Türk tarihinin batılılaşma serüvenine dair önemli bir panorama çizdi.
Panoramasının ana fikrini kültür kesintisi kavramı üzerine kurdu. Tahir'e göre özellikle 1923 sonrası başlayan süreç büyük bir kültür kesintisiydi. Bu konuda geleneksel Türk sağının aydınlarıyla benzerlik yakaladı. Sol kesim ise Tahir'i Osmanlıcı ilan etti. Kemal Tahir, sosyalistlerin Osmanlıcı demesinden rahatsızlık duymadı. Tam tersi bir istikamette yerli olan fikirlerini kurumsallaştırma arayışına girdi.
Arayışı sonucunda şu sonuca vardı. Türk milleti, Tanzimatla başlayan batıcı savrulma içinde her zaman direnen tarafta oldu. Kendi kültürel kodlarını küçük gruplar arasında bile kalsa korumayı başardı. Daha önemlisi devletle uyumlu bir mücadele içine girerek, devletini kendi kodlarına çekti. Hakim olan anlayışa uyum sağlamak yerine hakim anlayışı kendi doğrularıyla besleyerek değiştirdi.
Fakat yaşanan değişimler tarih boyunca Türk milletinin arzu ettiği biçimde olmadı. Özellikle NATO'ya girişimizle başlayan süreçte Türk milleti dış müdahalelere açık bir hale geldi. Başlarda içeriden başlayan dayatmalar, içteki batılılaşma arzuları, adım adım devleti batıya teslim eden bir çizgiye dönüştü.
Batılılaşma çizgisindeki bozulma ABD ve AB'nin, sol örgütler üzerinden ise Rusya ve Çin'in hakimiyet alanlarını genişletti. Kemal Tahir, milli devlet refleksinin ana gücü oluşturan kuvvetlere karşı direnişe geçmesi için uğraş verdi.
GERÇEKÇİ VE BÜTÜNCÜL BAKIŞI
Kemal Tahir, olayları yorumlarken sosyalist düşüncenin tarih yorumunu temel aldı. Marksist literatürün gerçekçi ve bütüncül bakışı dünya görüşünde yer etti. Ancak Kemal Tahir bakış açısını milli bir çerçeveden şekillendirdi.
Türk tarihini ve geleneklerini karşılaştırmalı literatür ile kıyasladı. Marksizmin diyalektik olarak adlandırdığı İslam düşüncesinde ise "her şey zıddıyla kaimdir" ayeti gereğince alimler tarafından devam ettirilen bakışı derinlemesine inceledi.
İslam'ın altın çağındaki eserlere yoğun bir atıfta bulundu. Farabi, Gazali, İbn Kesir, İbn Esir gibi önemli düşünürlerin tefsirlerinden faydalandı. Şahsi hayatında özellikle Ayşe Sasa gibi ruh macerası yaşamış, Marksizm'i terk ederek Müslümanca düşünmeye başlamış bir dostunun olması İslami düşünceyi kavrama noktasında kolaylık sağladı.
Belirtilmesi gerekir ki Ayşe Sasa'ya İslami hayatı öneren kişi de Kemal Tahir'di. Tahir, ruhların ihtiyacı olan duyguyu bilen nevi şahsına münhasır bir sosyalistti. Psikoloji, sosyoloji gibi yaklaşımları ruh serüvenlerini anlamlandırma adına kullanıyordu. Bu tutumu iyi bir romancı olmasının getirisiydi. Karakter tahlilleri noktasında Tahir'in rakipsiz oluşunda ilgili yaklaşımın derin izleri vardı.
TAHİRİ TARİKATI
Türk edebiyatında Kemal Tahir büyük bir etki bıraktı. Romanlarındaki çıkarımlar ve milli duruşu sol içinde tartışma başlattı. Bir grup önemli sosyalist yazar ve siyasetçi Tahir'in düşüncelerinden yoğun bir şekilde etkilendi.
Tahir'in tarih tezleri ve fikri dünyasıyla siyaset ve edebiyat yolculuğuna çıkan yazarlar "Tahiriler" olarak adlandırıldı. İlgili tanımlama başlarda diğer sol gruplar tarafından Kemal Tahir taraftarlarını yaftalamak içindi. Daha sonra Kemal Tahir düşüncesiyle yol alan isimler yafta için kullanılan Tahiriler ifadesini olumlu anlamda benimsedi.
Özellikle Sovyetler Birliği ile yakın ilişki içindeki köksüz sol gruplar, Kemal Tahir düşüncesine iftiraya varacak kadar saldırmayı görev edindi.
Sol içinde yaşanan şiddetli tartışmalar Kemal Tahir merkezli bölünmelere yol açtı. Tahir'i okuyan öğrenciler ayrı bir çevre haline geldi.
Yaşanan tarihi serüven derin ayrılıkların ilk taşıyıcısı oldu. Can Yücel, Tahir'in fikirlerinden etkilenen solcular hakkında "Kimileri Türk tarihini, Kemal Tarih'ten ibaret sandı" diyerek Tahirileri eleştirdi.
Sol hareketlerin bir kısmının bütün saldırılarına rağmen Kemal Tahir'in toplum ve tarih tezleri geniş kitlelere yayıldı. Özellikle Bülent Ecevit, İsmail Cem gibi sosyal demokrat siyasetçiler Tahir'in tezlerinden etkilenen ilk isimler olarak öne çıktı.
Süleyman Demirel, 1973 yılında yaptığı Isparta mitinginde Ecevit'e "Tahiri Bülent sen Türk sağını ne bilirsin?" dediğinde bir kısım insan Bülent Ecevit'in tarikat mensubu olduğunu sandı.
Oysa Demirel'in Ecevit hakkında kast ettiği olgu bambaşkaydı. Ecevit'in İslam dinine duyduğu derin bağlılık ve saygılı tavrı Türk milletini etkilemişti. 1973 yılında yapılacak genel seçimlerde sağ seçmenin bir bölümü Ecevit CHP'sine oy verecekti. Demirel, Kemal Tahir düşüncesinin siyasal arenadaki yansımalarının sağ seçmen üzerindeki etkisini ölçtüğü için bu ifadeyi kullanmıştı.
Tahiriler, sol hareket içerisinde 90'lı yılların başından itibaren unutularak CHP ve DSP içindeki yerini aldı. Tahir'in düşünceleri günümüzde ise Ulusalcı hareketlerin liberal sola dönük itirazlarının merkezi konumunda yer alan düşünce biçimi olarak varlığını sürdürmeye devam ediyor.
KEMAL TAHİR VE İDEOLOJİK YAKLAŞIMLAR
Türk milletinin tarihinde yer alan isimlerin birbirine rakip olarak öne çıkarıldığı siyasal denklem bitmiştir. Artık ideolojiler belirli kalıpların ifadesi olarak öne çıkan duygusal yaklaşımlar halini almıştır.
Kemal Tahir, Türk düşünce hayatında soğuk savaş iklimine rağmen millici düşünceyi dile getiren en önemli aydındır. Kemal Tahir fikri yaklaşımını milli ve duyarlı olmak üzerine sentezlemiştir. Yıllar sonra hakkında yapılan "Kemal Tahir solculara yazdı ama onu Türk sağı anladı" yorumu bu nedenle gerçektir. Türk sağının milli düşüncesi ve batı karşıtı itirazını güçlendiren isimlerin başında sosyalist Kemal Tahir geliyordu.
KEMAL TAHİR GÜNCELDİR
Günümüz siyasetinde yaşanan kısır tartışmaları aşmanın bir diğer yolu entelektüel düşünce yolculuğunu kuvvetlendirmek ve siyasi iradenin inşasında yeni bir dil oluşturmaktır.
Kemal Tahir, 200 yıldır yaşanan değişime tanık olan ve anlatan bir aydındır. Türk tarihinin son yüzyılına damga vuran olaylar kültürümüzden, ekmek fiyatına kadar uzanan geniş bir çözülmeyi etkilemektedir. Bu açıdan Kemal Tahir ve tezleri günceldir.
Siyasetle, sosyal konularla ilgilenen her Türk, eserlerine başvurmak zorundadır. Toplumun yaşadığı değişimleri gözler önüne serecek Tahir'in eserleri dışında nitelikli kaynaklar çok azdır.
Kemal Tahir okumak, tarihi gerçeklere tanık ve konuk olmak demektir.





Yorumlar